Toplam 8 sonuçtan 1 ile 8 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Bu Doğruysa Sessiz Kalınmamalı!!!!! (ki kaynak en beğendiğim köşe yazarı)

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    83
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart Bu Doğruysa Sessiz Kalınmamalı!!!!! (ki kaynak en beğendiğim köşe yazarı)

    Arkadaşlar öncelikle hepinize tekrar merhaba, uzun zamandır bir yardım isteğim dışında foruma birşeyler yazmamıştım. Ama biraz önce okuduğum bir yazı hakkında oldukça önem verdiğim görüşlerinizi ve durum değerlendirmenizi merak etmekteyim. sorum basit: Bu bilirkişi denen çok bilmişler bizimle(tüm madencilik camiyasını kastediyorum) dalgamı geçiyor, yoksa Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içindemi? Yazı aşağıda tamamını yapıştırıyorum (kynk:Yılmaz Özdil-Hürriyet);

    *******
    Suçlu ceset çıktı... Yakalanması için aranıyor!

    Kırmızı et yiyenler delirerek öldü.


    “Danadan...”

    Beyaz ete dönenler gripten öldü.

    “Kuştan, tavuktan...”

    İyi de, vejetaryenler niye öldü?

    “Keneden...”

    *


    Yetkililerimizin hiç suçu yok!

    *


    Bebeler kuvözde can verdi.

    “Klimadan” dediler.

    Üniversiteliler uykuda rahmetli.

    “Kombiden” dediler.

    *


    Uçağı göz göre göre düşürdüler.

    “Radardan...”

    Dandik trenle sürat, dokuz cenaze.

    “Contadan...”

    *


    (Suçlu conta kayıplara karıştı. Raylar tutuklandı. Şüpheli davranışları görülen cıvata ve somun gözaltına alındı. İngiliz anahtarı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Lokomotif ameliyat edildi. Vagonlar ayakta tedavi gördü. Neticede, yetkililerin alayı yırttı!)

    *


    Fabrika havaya uçtu.

    “Kazandan...”

    Doğalgaz borusunu patlattılar.

    “Kepçeden...”

    Kuran kursu çöktü.

    “Tüpten...”

    Çocuklar lağıma düşüp öldü.

    “Rögardan.”

    Duble yollar kan gölü.

    “Mucurdan...”

    *


    (Sakarya'da bi otomobil, hatalı sollama yaptı, yol kenarındaki ineğe çarptı, direksiyonu kıvırdı, sollamaya çalıştığı otomobile patlattı, arkadan gelen kamyonet de şarampole yuvarlandı, bir kişi öldü, üç kişi yaralandı, inek telef oldu. Dava üstüne dava açıldı, bilirkişi üstüne bilirkişi... İşin içinden çıkılamadı, devlet karar versin denildi, Adli Tıp'a başvuruldu. Adli Tıp uzuuun uzun inceledi. “İnek kusurlu” bulundu iyi mi... Herkes beraat etti!)

    *


    Evlerimizi su basıyor.

    “Yağmurdan...”

    Rize'de 12 kişi daha gitti.

    “Heyelandan...”

    Otoyolun ortasında boğulduk.

    “İntikamcı dereden...”

    Metronun tavanını deldiler.

    “Sondajdan...”

    Denizotobüsüyle şilebe girdiler.

    “Dalgadan...”

    Karaköy İskelesi battı birader!

    “Lodostan...”

    *


    Taşeronun vicdanına terk ettiler, Zonguldak'ta 30 insanımızı diri diri topraağa gömdüler... 28'inin cesedini çıkardılar, sanırsın uzay boşluğunda kaybolan astronottur, ikisini üç aydır bulamadılar... Önce “kader” dediler, sonra baktılar “kader” tek başına günah keçisi olmaya yetmiyor, mecburen bilirkişi raporu hazırladılar. Ve, taaa üç ay sonra sorumluyu buldular.

    *


    Meğer, cesedi bi türlü bulunamayan iki madenciden biri, aşçı yamağıymış, yemek pişirmek için madene soktuğu piknik tüpü ve kibrit yüzünden grizu patlamasına sebep olmuş.


    *


    Yani?

    Son sekiz senedir conta kombi filan yerine, ilk kez “sorumlu insan” tespit ettiler, o da, üç aydır bulamadıkları garibanın cesedi... Tutukluların hepsi anında tahliye tabii.

    *


    Kedi nerede? Ağaca çıktı. Ağaç nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı? Dağ nerede? Yandı bitti kül oldu. Kül nerede? Hangi kül?

  2. #2
    -
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    71
    Mesajlar
    754
    İndirilme
    2
    Uploads
    0

    Standart Bilirkişi Raporu

    Vatan gazetesi haberi aşağıdadır..

    Zonguldak’ta 17 Mayıs’ta 30 madencinin ölümüyle sonuçlanan Karadon faciasıyla ilgili gözaltına alınan 13 kişiden 6’sı tutuklandı...(4 saat sonra salıverildiler..)

    Zonguldak’ta, 17 Mayıs’ta, TTK Karadon Müessese Müdürlüğü’ne ait Karadon Yeni Servis kuyusunda yerin 540 metre altında meydana gelen 30 madencinin öldüğü grizu patlamasıyla ilgili bilirkişi heyetinin raporu tamamlandı. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinin, soruşturmayı yürüten savcı Ahmet Kozan’a teslim ettiği 36 sayfalık raporda, galeri açmak için dinamit atılmasının ardından ortaya çıkan metan gazının, havalandırma vantilatörüyle galerinin içine sürüklendiğine dikkat çekildi.

    Bozuk makine yüzünden

    Burada gazın patlamasına yol açan ateşleyici unsurun ise büyük olasılıkla yükleyici makinenin elektrik donanımı olduğu belirtilen raporda, “Büyük olasılıkla alevsızdırmazlık özelliğini yitirmiş donanım ve çalışmayan devre kesiciler olayın nedenidir. Tespitler sırasında kablo bağlantılarının yapıldığı kısımlarda bulunan ve sıkı şekilde kapatılması gereken kapakların uygun şekilde olmadığı görülmüştür. Ayrıca, yükleyici üzerinde aşırı sıcak yüzey oluşma olasılığı vardır” denildi. Karadon Müessese Müdürlüğü’nde tesis edilen uzaktan gaz izleme sisteminin erken uyarı görevi yapmadığına dikkat çekilen raporda şöyle denildi, “Herhangi bir gaz yükselmesi veya ani degaj meydana geldiğinde ocakta sesli-ışıklı ikaz olmamaktadır. Bu açıdan idare kusurludur. Sensörlerin yerleştirme konumları hatalıdır.”

    Gaz maskeleri yok

    Ölen işçilerin çoğunda gaz maskesinin bulunmamasının, yüklenici firmanın teknik elemanlarının kusuru olduğu vurgulanan raporda, işçilerin ocağa girerken aranması, maske taşımayanların ya da yasak madde (sigara, çakmak ve cep telefonu) taşıyanların ocağa sokulmaması gibi kontrollerin de idarenin sorumluluğunda olduğu ifade edildi. Raporda, yüklenici firmada yapılan incelemeler sırasında ele geçirilen bir belgede, taşeron firma işçilerinin ocağa piknik tüpü sokmak istedikleri konusunda yükleniciye bilgilendirme yapıldığına dikkat çekildi. Ayrıca, cesedi bulunamayan işçilerden Engin Düzcük’ün asıl mesleğinin aşçılık olduğuna da vurgu yapıldı. Raporda TTK ve yüklenici firmanın kusurları şöyle sıralandı, “İdare ve yüklenicinin yönetim kadrosu, güvenli ortak denetim mekanizması kuramadıklarından dolayı ortak kusurludur. Elektrik altyapısının ve alevsızdırmaz donanımın denetimindeki yetersizlik, idarenin ve yüklenicinin elektrikten ve elektromekanikten sorumlu teknik elemanlarının ortak kusurudur.”

    Rapor doğrultusunda Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen 11 kişiden, taşeron firma Yapıtek’in ortaklarından Halim Köse, Yapıtek proje sorumlusu Kadir İpek ile TTK Karadon Müessese Müdürü İsmail Güner, TTK çalışanları Vedat Küçükbükücü, Mustafa Küçük ve Murat Taşçı, ‘dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu taksirle ölüme sebebiyet vermek’ suçlamasıyla tutuklandı. Diğer 5 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ancak avukatlar, bir üst mahkemeye başvurarak karara itiraz etti. İtiraz üzerine Asliye Ceza Hakimi Sümer Türkeş Genç, evinden Adliye’ye geldi. Asliye Ceza Mahkemesi’nde itiraz değerlendirilirken, 11 kişi Adliye’de bekleyişlerini sürdürüyor.

    www.gazetevatan.com

  3. #3
    -
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    71
    Mesajlar
    754
    İndirilme
    2
    Uploads
    0

    Standart Maden Kazaları

    Meslektaşımız Mehmet Kayadelen' in www.enerjienergy.com web sitesine yazmış olduğu " Maden Kazaları " başlıklı yazısı aşağıdadır...


    Maden kazaları

    Bursa/Mustafakemalpaşa (10 Aralık 2009), Balıkesir/Dursunbey (23 Şubat 2010) ve Zonguldak/Karadon (17 Mayıs 2010)’da toplam 62 maden emekçisinin ölümüne yol açan maden kazaları, yıllardır acıların birbirini kovaladığı ülkemize yeni acılar yaşattı.

    Konu hakkında neredeyse yazmayan/konuşmayan kalmadı. Bunca söz arasında söylenemeyenlerin de olduğunu unutmamak gerekir. Madenciliğin kendine özgü mantığı, iş süreçleri ya da mevzuatı bir yana, jargonuna bile akıl erdirebilmesi mümkün olamayacak, oradan buradan devşirip yazısına/konuşmasına kattığı cümlelerin anlamını bile bilemeyecek kişiler, kazalar hakkında ahkâm kesmekten geri kalmadılar, suçluları bulup ilan ettiler; üstelik henüz uzmanlarca ocaklarda inceleme dahi yapılmamışken. Nasıl da zarif bir biçimde ifade etmişti bu gibilere tepkisini Ankara Büyük Sanayideki oto tamircisi Emin usta, tamirhanesinin bir iç duvarına astığı kartona itina ile yazılmış yazıyla: “Bilmediğimiz konularda konuşmazsak kimse bizi ayıplamaz.”

    • • •

    Ülkemizin trafik ve iş kazalarında dünyada önde gelen ülkelerden olduğunu; madencilik iş kolunun, özellikle kömür madenciliğinin kazaların en çok yaşandığı iş kollarından olduğunu; yeraltı kömür madenciliğinin, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında en başta yer aldığını hemen herkes bilir; ancak bunların tesadüf ya da kader olmadığını yalnızca bilime inananlar kabul eder.

    Son yıllarda madencilikte kaza sayısı artmıştır. Bu artışta, hemen her maden türündeki üretim ve istihdam artışının da payı olmalıdır.

    Göçük ve metan gazı patlaması/parlaması (ve ardından gelebilecek toz patlaması), yeraltı kömür madenciliğinde çalışanlara etkileri açısından en önemli iki kaza türüdür. Esas olarak tahkimatın yetersizliğinden kaynaklanan göçüğün kaza sıklığı daha fazla olmakla birlikte, grizu patlamaları daha fazla sayıda ölüme yol açabilmektedir.

    Grizu, Fransızcada gaz anlamına gelen grisou sözcüğünden kömür madenciliğimiz jargonuna girmiştir. Kömür ocaklarında açığa çıkan, büyük çoğunluğu metan olan yanıcı/parlayıcı bir gaz karışımını ifade eden bir terimdir.

    Metan (CH4), kokusuz, renksiz, tatsız, zehirsiz ve yanıcı/parlayıcı bir gazdır. Solunduğunda boğulmaya neden olabilir. Normal şartlar altında hava ile hacmen, yaklaşık olarak, %5-15 oranında karıştığında patlayıcıdır (Bu patlayıcı karışıma da grizu denilebilmektedir.). Patlamanın oluşabilmesi için havadaki metan oranının bu düzeyde olmasına ek olarak, bir kıvılcım ya da ısı kaynağı da gerekir. Kömür ocaklarında iyi bir havalandırma sistemi varsa, metanın bu oranlara yükselmesi, ancak büyük miktarda ani metan boşalması ile mümkün olabilir.

    Birbirine sürtünebilen metalik parçalar, statik elektrik birikimine yol açabilecek donanımlar, dizel motorların egzoz gazları potansiyel kıvılcım kaynaklarından iken; göçüklerdeki kömürün kendiliğinden yanması, dinamit atımı, yanan kibrit ve sigara da potansiyel ısı kaynaklarındandır.

    Patlama/parlama sonrasında, ocak içinde birikmiş ince kömür tozlarının tutuşması, alevin ocak içinde yayılmasına ve felâketin daha da büyümesine neden olabilmektedir. Örneğin, 1993 yılında Zonguldak/Kozlu’da meydana gelen ve tarihimizde en çok ölüme neden olan (263 kişi) kaza, grizu patlamasının ardından toz patlamasının da oluştuğu bir kaza olarak bilinir.

    Metan gazı kaynaklı kazaların önlenebilmesinde temel ilke, metanın havalandırma yoluyla ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Ocağa gönderilen temiz havanın miktar ve hızı, yayılan metan ve diğer gazların belirlenmiş güvenli sınırlara seyrelmesini de sağlayabilmelidir. Isı kaynağı oluşumunu önleyebilmek amacıyla da elektrikli donanım, elektrik kabloları ve motorlar alev sızdırmaz özellikte olmalıdır.

    Metan, kömürleşme sırasında üretilen gazlardan en önemlisidir. Kömür damarlarındaki ve çevre kayaçlardaki boşluklarda sıkışmış ve kömürün bünyesinde absorbe edilmiş olarak bulunabilir. Kazılacak hacimlere yapılacak sondajlarla kontrollü biçimde boşaltılarak tehlike oluşturması önlenebilmektedir.

    Kömür yataklarındaki metan gazı toplanıp yakıt olarak kullanılabilmektedir. Böylesi bir faaliyet, hem ocak içindeki kaza olasılığını azaltmakta hem de parasal fayda sağlayabilmektedir. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK)’nda 13 yıl kadar önce bu amaçla başlatılmış olan çalışmalardan olumlu sonuç alındığına ilişkin bilgi bulunmamaktadır.

    Türkiye’de maden iş kolunda yaşamını yitirenlerin sayısı binlerle ifade edilmektedir. TTK kayıtlarına göre, 1941-2009 yılları arasında ocak içindeki kazalarda ölenlerin sayısı 3420, ocak dışındaki kazalarda ölenlerin sayısı 314. Aynı yıllardaki toplam yaralanma sayısı ise 388 bin dolayında. Bu sayıların yalnızca TTK iş yerlerine ait olduğuna dikkat edilmelidir. Zonguldak/Kozlu’dakinden sonra en büyük sayıda ölüme yol açan iki maden kazası da, Zonguldak/Armutçuk (1983, 103 kişi) ve Amasya/Yeni Çeltek (1990, 68 kişi) metan gazı patlaması kaynaklıdır. Kozlu’daki kaza sonrasında yapılan ciddi çalışmalar ve alınan önlemlerle, TTK’nın işlettiği ocaklarda büyük ölçekli kaza yaşanmamıştır. Anımsanacağı üzere, Karadon’daki son kaza, yüklenici firmanın galeri açma faaliyetlerini yürüttüğü bölümde meydana gelmiştir.

    * * *

    Yaşanan bunca acıdan ders çıkarılıyor mu? Ne gezer. Ülkemizde kazaları inceleyip çıkarılan dersleri yaygınlaştırma kültürü ne yazık ki yok.

    Her kazadan sonra olay yargıya intikal eder, bilirkişiler rapor hazırlar, mahkeme karar verir, suçlular(!) cezalandırılır ve dosya kapanır.

    Yargı temel nedenlerle ilgilenmez, haklı olarak, mevzuata bakar. İlgililer mevzuatta belirtilen sorumluluklarını yerine getirmiş mi, getirmemiş mi? Getirmeyen çok büyük olasılıkla vardır. Sonuçta, kaza metan gazı patlamasıyla oluşmuş ise, kaza neden(ler)i şunlardan biri ya da birkaçı olarak belirlenir: havalandırma sisteminin hatalı olması, yoklama ve degaj sondajlarının yapılmaması, usulüne uygun olmayan biçimde lağım atılması, ocakta kullanılan elektrikli donanım ve elektrik tesisatının alev sızdırmaz özellikte olmaması, gaz ölçüm cihazlarının bulunmaması, düzenli ölçüm yapılmaması, işçinin sigara içmesi, mühendisin o sırada tuvalete gitmiş olması...

    Yanan yüreklerin ateşi sönmeden maden kazaları gündemden düşer, ancak temel sorunlar varlığını koruduğu için kazaların sonu gelmez.

    Madenciliğin sorunlu bir sektör olduğu uzun yıllardır ağızlara sakız edilmiştir. Ancak her kesim, her fırsatta kendi öznel sorununu (örneğin maden sahipleri için teşviklerin yetersizliği, bürokrasinin fazla olması gibi) sektörün temel sorunu gibi göstermiştir. İşin kötüsü, temel sorunlar sektörde o denli içselleştirilmiş durumda ki, genellikle sorun olarak bile kabul edilmezler.

    Geçtiğimiz yasama yılında Mersin Milletvekili (CHP) Ali Rıza Öztürk’ün önergesiyle kurulan madencilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacına yönelik Meclis Araştırması Komisyonu, yurt içinde ve dışında incelemeler yaptı, çok sayıda kurum/örgüt temsilcisi ile görüştü ve raporunu hazırladı. Raporun bu günlerde dağıtılması beklenmektedir. Raporun temel sorunlara ne ölçüde değindiğini, hükümetlerin bu sorunları ne ölçüde çözeceğini zaman gösterecek.

    Kazalara yol açmakla kalmayıp, doğal kaynakların etkin ve verimli işletilmesini de engelleyebilen ve doğal çevrenin kalıcı kirliliğine neden olabilen madenciliğin temel sorunları nelerdir? Kısaca ifade etmek gerekirse, mevzuat, uygulama, insan unsuru, ilgili kamu kurumlarının yapısı ve işleyişi ile madencinin yapısı gibi sistemi oluşturan her bileşenden kaynaklanan nedenler vardır. Bunlara, toplumumuzun kurallara uymama ve kurallara uymayanlara – kaza vb nedenle konu yargıya intikal etmedikçe – caydırıcı yaptırım uygulamama hastalığı ayrıca eklenmelidir.

    Temel sorunlara ilişkin kimi örnekler aşağıda verilmektedir.

    1) Mali gücü ve teknik bilgisi olmayanlara, yani mineral kaynağını bilimin ve mevzuatın öngördüğü biçimde işletebilme kapasitesi olmayanlara bile ruhsat verilebildiğinden sektörde, ruhsat harcını ve istihdam ettiği mühendisin ve işçinin parasını dahi veremeyen madencilerden (!), ilkel yöntemlerle çalışılan ocaklardan geçilmiyor. Oysa, 1867 yılında çıkarılan ve Dilaver Paşa Nizamnamesi olarak anılan Ereğli Kömür Maden-ü Hümayunu İdaresi Nizamnamesi’nde (m. 2), günümüzde de hemen hemen bütün ülkelerin mevzutlarında ve bizim 1954 yılında çıkarılan Petrol Yasamızda (m. 4), arama ve işletme ruhsatı verilecek kişilerde mali ve teknik yeterlilik koşulu aranırken; ne 1954 yılında çıkarılan 6309 sayılı ne de 1984 yılında çıkarılan 3213 saylı Maden Yasalarında böylesi bir koşul yer almıştır. Geçtiğimiz Haziran ayında yapılan değişiklikle, yalnızca arama ruhsatı verilirken mali yeterlilik gözetilmesi koşulu Maden Yasasına eklenmiştir. Uygulamayı ve sonuçlarını zaman gösterecektir.

    2) Maden işletme ruhsatı verilmesine dayanak oluşturan rapor ve projeler, niteliksiz olmaları durumunda bile Bakanlıkça kabul görebilmekte; fiili durumların projelerden çok farklı olmasına ve ilkel denebilecek yöntemlerle madencilik (!) yapılmasına göz yumulabilmektedir (Yasada yapılan değişiklikle, fiili durumun projeden farklı olması durumunda yaptırım uyglanabilecek.).

    3) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetimleri nitel ve nicel açıdan yetersizdir.

    4) Sektörde (maden işletmelerinde, müşavirlik alanında, kamu kuruluşlarında), yeterli eğitim ve deneyime sahip olmayan kişiler (işçi, yönetici, teknik eleman) çalışabilmekte, yetki sahibi olabilmektedir.
    Buna göre, kazaların asıl suçlusu; mevzuatı yetkinleştiremeyen, mevzuatın gereği gibi uygulanmasını ve ilgili kamu kurumlarının etkin çalışmasını sağlayamayan, sektördeki insan unsurunun niteliğini yükseltemeyen, gücünü ve yetkisini ülkeyi iyi yönetme odaklı değil yandaşlarına çıkar sağlama odaklı kullanan, siyasal iktidarlardır.

    Asıl suçun siyasal iktidarlarda olduğunun söylenmesi, siyasetçilerden, kamu görevlilerine, maden işleticilerine, mühendislere, işçilere, makine-donatım ve malzeme imalatçılarına, üniversite öğretim üyelerine ve YÖK üyelerine kadar sektörün bu duruma düşmesinde payı olan ya da gidişata seyirci kalan kesimlerin suçsuz olduğu anlamına gelmemelidir.

    Yararlanılan Kaynaklar

    Didari, V., “Metan Hakkında Bir Hatırlatma”, Madencilik Bülteni, Ocak-Mart 2010, TMMOB Maden Mühendisleri Odası.
    Etingu, T., “Kömür Havzasında İlk Grev”, Koza Yayınları, 1976’dan aktaran Metin Köse, “Mükellefiyet” (Roman), Doğan Kitap, 1. Baskı, Nisan 2010.
    Güney, M., “Grizu ve Doğal Yayılımını Etkileyen Parametreler”, Madencilik, Cilt : XI Sayı: 5, TMMOB Maden Mühendisleri Odası.
    Güyagüler, T., “Türkiye'de Meydana Gelen Grizu Patlamalarının İrdelenmesi ve Önlem Önerileri”, T. 13. Kömür Kongresi Bildiriler Kitabı, TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Mayıs 2002.
    TMMOB Maden Mühendisleri Odası YK, “Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporu,” Haziran 2010.
    http://www taskomuru.gov.tr.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    A, A
    Mesajlar
    75
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    bunun üzerine dah ne söylenebilirki .. yoruma gerek var mı memleketin hali çok açık ortada

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    83
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    Kral çıplak olmasına çıplakta, işin kötüsü o cesur çocuklardan dolu etrafta bas bas bağırıyorlar da yine de kimse aldırış etmiyor. Çocuklara hayırlı geceler kalanlara iyi geceler efendim.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    A, A
    Mesajlar
    75
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    çok nüktedansınız... tepkisizlik beni üzüyor tepkiyi kime ve nereye yapacagımızı bilememek daha kötü . arena belli siyaset ama yapılarımız ve işimiz uyumlu değil.kendi işimizde bilgileirmizi paylaşalım diyoruz ukalalık ve çok bilmişlikle suçlanıyoruz..ne ögretirsen ögret imam bildiginden şaşmıyor. hayret verici bir durum. demekki sorun tabanda...en tabanda taa ailede.. egitim orada başlıyor...uluslararası ticaret yapıyoruz diyorlar, dış ticareti bilmiyorlar....aracılık yapıyoruz diyorlar, kendilerini garant alatına alacakları hiç bir teminatları yok, boşa çalışıyorlar.....madencilik yapıyoruz diyorlar,...gerisini siz biliyorsunuz...işe saygı yok, bilgiye saygı yok, emege saygı yok, ....medeniyet sıfır....yoz bir toplum ve boşa giden heba olan emekler....aralarda biryerlerde sıkışıp kalmamak için sivrilmek istiyorsunuz ozamanda çekemeyenleriniz devrede... bu nedenle etkisiz eleman mı , yutan elemanmı ,çarpan katsayısımı olacagınıza karar veremiyorsunuz..herkesin dogru yolu bulması dilegiyle...

  7. #7
    -
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    71
    Mesajlar
    754
    İndirilme
    2
    Uploads
    0

    Standart

    Alıntı ferro63 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ....boşa çalışıyorlar.....madencilik yapıyoruz diyorlar,...gerisini siz biliyorsunuz...işe saygı yok, bilgiye saygı yok, emege saygı yok, ....medeniyet sıfır....yoz bir toplum ve boşa giden heba olan emekler....aralarda biryerlerde sıkışıp kalmamak için sivrilmek istiyorsunuz ozamanda çekemeyenleriniz devrede... bu nedenle etkisiz eleman mı , yutan elemanmı ,çarpan katsayısımı olacagınıza karar veremiyorsunuz..herkesin dogru yolu bulması dilegiyle...
    araya sıkışıp kalmamak için çalışıp doğruları gösterelim, bırak çekemeyenler çıksın, sen pes etme onlar pes etsin...

  8. #8

    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    83
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    yol seçimlerimiz tabiki yanlış olabilir hepimiz insanız iş ki hedef şaşmasın! Şahsım adına söylüyorum otoban dururken arabayı da bırakıp kötü bi cross motosikletle tarladan gitmeyi seçtiğim çok olmuştur. Sonuç genelde hüsrandır(?!). Ancak hedef aşağıdaki yazıda açık seçik belirtilmiştir, durum tam anlamıyla yazıldığı gibidir, alametler artık alamet olmaktan çıkmış kanıt olmuştur. Yapılarımızı ve işimizi belki 2. sıraya atma zamanı gelmiştir. Ha ahkam kesmek dışında sen ne yapıyorsun diyen olursa, yalan dolana gerek yok, elle tutulur gözle görülür bir icraatım yok, düştük iş güç para derdine allah sonumuza hayır ede!

    Ey Türk Gençliği !
    Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezhür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle techit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    Ey Türk İstikbalinin Evladı !

    İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurmaktır ! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

    Mustafa Kemal ATATÜRK

Benzer Konular

  1. Mineralli Kaynak Suyu
    Konuyu Açan: hgmining, Forum: 4.Grup Madenler.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 06-10-2014, 23:42
  2. Kaynak/rezev raporu
    Konuyu Açan: ekecik, Forum: Sorularınız - Yardım Talepleri - İstekleriniz.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-11-2011, 09:24
  3. Bu Ülkenin Sessiz Kahramanlarının Anısına...
    Konuyu Açan: sevket_sevket, Forum: Konu Dışı - Off Topic.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 03-05-2008, 12:44

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
dolomit taşı
Single Sign On provided by vBSSO