Mütişmiş yaa... Paylaşım için teşekkür ederim... yazanında ellerine sağlık... Seviyorum bu sektörü bee..
I.
Biliyordun!
Aslında biliyordun bu karanlığın sonunu
Biliyordun her gün nereye girip çıktığını,
“Yolun sonu meçhul”…
Bir kazma darbesi, bir vagon devrilmesi ya da bir gaz sıkışması…
Biliyordun!
Dizlerin çürümüş, dirseklerin aşınmış…
Ve bir kazma ile sen!
Kıvılcım çıkartmadan, gözlerin yansa da tozdan,
Daha gencecikken, işe başladığı gün çekilse de gözlerine sürme,
Ve ayağındaki çizmeler ağır gelse de bir tonluk kömürden…
Biliyordun her gün nereye girip çıktığını,
Madencim ! Gözleri sürmelim !
Teninle bütün olmuş elbiselerin.
Daha yeni gelinken başladı yıkamaya kıyamadığın karın.
Sen düştün, kazma saplandı dizine,
Elbisen yırtıldı tam orasından.
Sen biliyordun ama..
Kıyamadığı, varlığın, her şeyin,
Saçını süpürge eden karın gözyaşlarıyla yıkadı onu.
Sen bilmiyordun ama!
Hiç yakınmadı.
Seni oraya, madene bile ak pak göndermek istedi.
Olsundu, kirlensindi, n’olcaktı, yıkanırdı,
Elleri aşındı, gücü tükendi, yoruldu.
Yeri geldi ayaklarıyla çiğnedi.
Ağlayışı mı?
Yoo hayır madencim!
Kahır çektiğinden değil, dizindeki kan lekesi…
O çıkmıyordu, o yapışmıştı elbisene.
İnan ! Hissetmedi bile kendi ellerinin sızısını bile yıkarken.
Sen bilmiyordun ama…Geceleri, sen yokken…
Çeyiz hazırlamıyordu kızınıza.
Saatler boyu işlediği dantellerle o, sen bilmiyordun ama…
Sabrı işliyordu, dualarını, özlemini,
Onun için çektiğin cefaları işliyordu.
O sandık, madencim !
Karının senin için ettiği dualardır, gözyaşlarıdır.
Nerden mi biliyorum ?
Sen anlatmamıştın heyecanla, korkuyla,
Biraz da hüzünle karışık…
Tam vardiyam bitti grizu patladı diyen…
Bir adım daha atsam vagon ezecekti beni,
Ya da o koca koca gemeleri, tam erzağımı çalacaklarken gördüm diyen
Sen değil miydin ?
O zamanlar belki yoktu verilmiş sadakan ama…
Edilmiş duan vardı be madencim !
II:
Biliyordun!
Aslında biliyordun bu karanlığın
sonunu.
Biliyordun her gün nereye girip
çıktığını,
Haydi madencim haydi !
Bırak ! giden iki bacağın olsun !
Emeğini değişebilir misin iki bacağa ?
İki bacak mı sebeptihayatının aşkına?
O iki bacak mı tuttu seni ayakta ?
Biliyordun madencim !Gözleri sürmelim!
Seni ayakta tutan neydi ?..
Sen çok iyi biliyordun.
Kapa gözlerini ve kalk ayağa!!
Haydi yine koş ocaklara, vagonlara…
O alıştığın farelere koş !
O basık havayı yine çek ciğerlerine,
Bırak dolsun kömür tozları !
O daracık tünellerden öyle bir koş ki…
Dokuz aylık kızın yetişmek için
Çırpınsın sana!
Hayır madencim hayır!
Küsme sakın “kara elmasa”
Hani o ekmekti, emekti, aştı…
Hani o iş demekti, eş demekti, umut demekti ?
Giden iki bacağın olsun madencim.
Vardiyaların toz-yoprak, kömür…
Vagonların üstünde olsun.
Bırak kımıldama, fareler kemirsin parmaklarını.
Varsın iki gün geçsin, üç gün geçsin üzerinden,
Sen halaçek kömürü ciğerlerine.
Olan olmuş, ocak çökmüş,
Karaelmasla anlaşamamış kazmalar
Çökertmişler madeni.
Haydi madencim, kapat gözlerini.
Sakın açma.
Bırak aşın, ekmeğin, eşin, karaelmasın, ocağın,
Sevdiğin gibi kalsın.
Kapa gözlerini madencim.
Ocak kucaklıyor seni bak.
Bırak giden iki bacağın olsun.
Ne göçükler, ne patlamalar yaşadı o maden.
Ne yavrularını yedi.
Bırak seni de iki bacağınla hatırlasın.
Sakın lanet etme madencim!
Hiçe sayma bir sandık oyayı.
“NASIL KAÇINILMAZSA ÖLÜM,
ÖYLE KAÇINILMAZDIR GERÇEKLERİ
YAŞAMIN!”
III.
Şimdi bir anıt oldu ismin !
Denize karşı dalgalar vurmakta yüzüne.
O yıla sen, adını böyle kazıdın.
Ne kurşunla öldün, ne kumar, ne de içki masasında…
Sen işinin başında, kazma elinde, çizmeler ayağında,
Ve bir türlü çıkmayan dizindeki o kanla öldün!
Sen madencim!
Sen aslında karaya yıllar önceden vurgundun.
Sen biliyordun bu karanlığın sonunu,
Biliyordun her gün nereye girip çıktığını,
Sen madencim!
Sen…
Sen karaya öldün!..
Şennur AKPÜRÇEK
09/01/2008 BOLU
MMO Madencilik Bülteni Sayı:87
[B][COLOR="DarkRed"]Maden Yüksek Mühendisi
Mütişmiş yaa... Paylaşım için teşekkür ederim... yazanında ellerine sağlık... Seviyorum bu sektörü bee..
Ömer Faruk KAPUSIZOĞLU
MADEN MÜHENDİSİ
çok güzel bi şiir
Bu Konuyu Paylaşın !