1. Giriş
Tüm sektörlerde olduğu gibi madencilik sektöründe de mesleği bilerek seçen kaliteli eğitimle donanıp, görev aldığı işte varlığı ile verimliliğe damgasını vuracak Maden Mühendislerine ihtiyaç vardır.
Günümüzde Türkiye Madenciliği tam bir çökme noktasındadır. Yeniden yükselişe geçebilmesi; dünya platformunda rekabet edebilir nitelikte maden üretimini gerçekleştirebilmesine bağlıdır.kuşkusuz bu noktada, ülkemizde bu noktada ekonomik olmadığı için kapatılan ocakların ve çöken sektörün problemleri doğru tanımlanabilir ise doğru çözüm projeleri ile yeniden canlanması mümkündür. Bu konuda siyasi otoritenin desteği alınmalı ve ulusal bir madencilik politikası programı oluşturulmalıdır. Bu programı hayata geçirecek ve başarıya ulaşmasını sağlayacak olanlar da teorik ve pratik eğitimi ile bu mücadeleye katılacak Maden Mühendisleri olacaktır.
2. Maden Mühendislerinin Çalışma Alanları
Üniversitede Maden Mühendisliği eğitimi alan öğrencilerin; çalışma hayatında mesleği ile ilgili şu sahalarda varlığı görülmektedir.
* Açık ocak işletmelerinde
* Delme-Patlatma işlerinde
* Yeraltı maden işletmelerinde
* Yeraltı yapıları kazı ve destekleme işlerinde ( Tünel, Şaft, v.s. )
* Sondaj ve enjeksiyon işlerinde
* Derin temel kazıları ( Ankraj-perde-kazık işleri )
* Zemin ıslahı çalışmalarında
* Cevher hazırlama ve zenginleştirme tesislerinde
Günümüzde, Maden Mühendisi diplomasına sahip teknik elemanların çalıştığı bu faaliyet alanlarında, karar mekanizmalarının değişik meslek disiplininden elamanları da tercih ettiği bilinen bir gerçektir. Tercihler; özel sektörde ya inisiyatif sahibi kişiye yada kişinin daha önceki çalışmalarında göstermiş olduğu performansa bağlıdır.Yukarıdaki alanlarda Maden Mühendisliği disiplinini tartışılmaz hale getirecek olan tek parametre bu alanlarda öne çıkacak mesleki katkı ve performans olacaktır. Bu ise bu alanlarda ilgili güçlü teorik bilgi ve bunu üretime aktarabilecek kadar pratik yakınlıkla mümkündür.
3. Staj
Sözcük anlamı olarak staj; mesleğinde ilerlemek isteyen kişilerin geçirdiği uygulamalı dönem diye tanımlanmaktadır. Uygulamada üniversite öğrencileri ya bireysel olarak, yada eğitim gördüğü üniversite arcılığı ile staj yapmak için bireysel olarak işletmelere başvurmaktadırlar. Bu başvurular üzerine işletmeler tarafından staja kabul edilen öğrenciler, ilgili kuruluşun öngördüğü takvime göre stajına başlamaktadır.
Bu şeklide bulunan bir staj ortamında, ne stajyere olanak tanıyan kuruluş ne de stajyer amacına uygun bir görüntü içinde değildir. Kuruluş, stajyeri gereksiz fazlalık olarak görmekte ve çoğunlukta uygun imkanları sağlanmaktadır. Stajyer ise yeterince yönlendirilemediği için, daha önce staj yapıp geçer not almış staj defterini örnek alacak şekilde bir defter oluşturma gayretinin ötesine gitmemektedir.
Son derece düşük oranlarda ya staj yapan kişiye yada staj yapılan birim amirinin kişisel gayretlerine bağlı olarak amca yakın görüntüler oluşmaktadır. Ancak bu oran ihmal edilebilecek kadar azdır. Bu durum, genellikle özel sektör stajları için geçerlidir.
Stajyer öğrencinin staj eğitimleri ile ilgili durumları şöyle özetlenebilir;
a) Üniversite öğrencilerinin staj eğitimleri için herhangi bir yasal düzenleme yoktur. Dolayısıyla işletmelerin; üniversite öğrencileri yada bunların eğitim gördükleri üniversiteler tarafından yapılan staj başvurularına karşılık staj eğitimi vermeleri herhangi bir zorunluluğa bağlı olmayıp, tamamıyla işletmelerin kendi iradelerine ve iyi niyetlerine bağlı olarak gelişmektedir.
b) Staj, üniversite eğitiminin bir parçası olup staj sırasındaki çalışmalar, gerçeke işletmelerin bu öğrencilere gönüllü olarak verdikleri pratik eğitimden başka bir şey değildir. Yani, staj dolayısıyla Borçlar Kanunu ile düzenlenen hizmet akdi doğmamaktadır. Bu nedenle ve üniversite öğrencilerine gördükleri staj için ücret alabileceklerine dair başkaca bir yasal düzenleme bulunmaması dolayısıyla, söz konusu stajlar sırasında yapılan çalışmalar için özel ücret ödenmesi gibi bir zorunluluk yoktur.
Bununla beraber, uygulamada bazı işletmelerin çalıştırdıkları stajyer öğrencilere düşükte olsa ücret verdikleri bilinmektedir.
Zorunlu olmamasına rağmen, yapılacak bu ödemeler, ücret niteliğinde olup, bunların gelir vergisi ve damga vergisi kesintisine tabi olması gerekmektedir. Zira bu tür ödemeler, tahsil ve tatbikat ödmelerinde gelir vergisi istisnasını düzenleyen GVK' nun 28. maddesindeki hallerden hiçbirine girmemektedir.
c) Üniversite öğrencileri ile işletmeler arasındaki staj ilişkisi, Borçlar Kanunu ile düzenlenen hizmet akdinin oluşmasını gerçekleştirmemektedir. Yani stajyer ile işletmeler arasında, işveren-hizmetli ilişkisi oluşmamaktadır. Staj ilişkisinin hizmet akdini oluşturmadığı, Yargıtay kararları ile de sabittir.
Bu nedenle, staj yapan üniversite öğrencileri, Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamına da girmemektedir. Zira 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2.maddesine göre bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılmamaktadırlar. ortada yazılı yada sözlü bir hizmet akdi bulunmadığı için, stajyerlerin sigortalılığından bahsedilemez. dolayısıyla, staj esnasında işletmede çalışan üniversite öğrencileri için herhangi bir bildirimde bulunmak ve bunlar için prim tahakkuk ettirmek gerekmemektedir.
Diğer taraftan stajyerler, hizmet akdi olmadığından izin, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı v.b. hükümlerine de tabi bulunmamaktadır.
4. Öneriler
İşlemekte olan mevcut sistem ile, stajyere yeterince pratik eğitim olanağı sağlayacak bir stajdan söz edilemez. teorik bilgilerin buluştuğu alan olan stajın mühendislik öğrencisini hayata hazırlamakta daha yeterli olması için pratik gözlemeler ışığında aşağıdaki öneriler sıralanabilir;
a) Üniversite öğrencilerinin mesleki eğitimleri için staj yapmalarına yönelik mutlaka yasal bir düzenleme yapılmalıdır. Bu düzenleme 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Yasası kapsamında yada münferiten çözülebilir.
b) Yapılan yasal düzenlemede, stajı yapılmakla yükümlü kılınacak kurumların stajyerler için uygun çalışma ortamı temini sağlanmalıdır.
c) Staj yapan öğrencilerin staj konularına yakın derslerin hocaları, fiilen staj yapılan kurum ve işletmeyi ziyaret ederek, öğrencilerin çalışmalarını gözlemlemeli ve yetkililerce kurulacak italogdan öğrencilerin dha fazla üretimde yer almaları sağlanmalıdır.
d) Staj yaptıran kurumlar ve işletmeler stajyerlerin sorularını yanıtlayacak, ilk ilişki kurulacak kişiyi belirleyerek stajyerlere bildirmelidir.
e) Kurum ve işletmenin üst düzey yetkilisi, stajyerlerden sorumlu işletme mensuplarının katılacağı haftalık değerlendirme toplantıları yaparak hem teknik ve idari tecrübelerini aktarmalı, hem de stajın mamacına uygun olması yolunda tarafları yakından gözlemleyerek gerekli yönlendirmeleri yapmalıdır.
f) Stajyerler kurum ve işletmelerde, imalatlarda mutlak kontrol ve denetleme boyutunda görevlendirilmeli, imalatın randımanı ve kalitesi ili ilgili görüş geliştirmesi sağlanmalıdır.
g) Staj notu için, sunulan teknik rapor tek başına yeterli olmamalıdır. İlgili konunun hocasının işletmeyi ziyareti sırasındaki izlenimleri ile yapılan stajı teknik yönden değerlendirme toplantısında karar verilmelidir.
5. Sonuç
Stajın; mühendislik öğrencisinin teorik bilgilerinin pratikle buluştuğu yer olması noktasından hareketle, öğrencinin stajdan alması gerekenlerin saptanması, bu gereklerin hayata geçmesi için yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. İşletmede gerçekleşen imalatların iyi algılanabilmesi stajyerin imalatta fonksiyonel hale getirilmesi ve deneyimlerini paylaşması ile mümkündür.
Mühendislik öğrencisi diplomayı almadan önce, mutlaka özgüveni oluşacak ve gerekirse tek başına sorumluluk alacak şekilde pratiğin içerisinde eğitilmelidir.
Yük. Müh. Öner Yılmaz
Soner Temel Mühendislik
İnşaat ve Tic. A.Ş.
İstanbul
Bu yazı "Maden Mühendisliği Eğitim Sempozyumu 2001" adlı kitaptan alınmıştır.
[B][COLOR="DarkRed"]Maden Yüksek Mühendisi
Bu Konuyu Paylaşın !