Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Altın Politikaları Semineri

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    362
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    exc Altın Politikaları Sempozyumu

    Maden Mühendisleri Odası' nca 20-21 Şubat 2009 tarihinde yapılan "Altın Politikaları Sempozyumu" ; maden mühendisliği ve madencilik yönünden sorunların tartışılmadığı altın madenciliği üzerinden siyasi sorunların/taleplerin ifade edildiği sempozyum oldu. Sempozyuma katılımcı olan maden mühendisleriyle birlikte, mimar, avukat, matematik öğretmeni, siyasal bilimci, yerel aktivist gibi unsurların siyasi düşüncelerini/dünya görüşlerini ifade etmesinin maden mühendisliğiyle, altın poltikilarıyla ne ilgisinin olduğu tartışılmalıdır. Altın üreticilerinin, altın borsası yetkililerinin, kuyumcular derneğinin, hazinenin doğru bir kararla gelmediği (özetle "altın üretiminin teknik konularının tartışılacağı yerine siyasetin tartışılacağı" gerekçesiyle katılmamışlardır) sempozyum "körler sağırlar birbirini ağırlar" misali gelişti. Bu nedenle tek ayaklı masa misali bir sempozyum olmasından, maden mühendisleri oda yönetimi sektöre karşı skandal yaratmıştır. Hele hele "altın madenciliğini yasaklayıcı taleplerin sektöre büyük zarar vereceği ve hatta sektörü öldüreceği" tepkisine, sempozyum katılımcısı sn.Kaya Güvenç tarafından verilen "sektörün ölmesi beni ilgilendirmez" (inşallah dili sürçmüştür veya ben yanlış anladım diye yorumlamak istiyorum) yaklaşımına oda yönetiminin sessiz kalması da ayrı bir skandaldır.
    Bu konuda daha detaylı bir değerlendirmeyi önümüzdeki günlerde burada yayınlayacağım.
    Her ne olursa olsun bilimsel ve teknik madencilik yasal koşullarda yaşamalıdır ve yaşatılmalıdır. Çünkü bilimsel ve teknik olarak yapılan madencilik endüstriyel gelişmenin motorudur. Bununla birlikte sektörün gelişmesi biz yer bilimcilerinin (jeoloji mühendisi, jeofizik mühendisi, maden mühendisi, cevher zenginleştirme mühendisi) ve diğer mühendislik disiplinlerinin de çalışacağı alanı genişletmesi yönünden de ayrıca önemlidir.
    Konu sinan_dinler tarafından (23-02-2009 Saat 15:26 ) değiştirilmiştir.
    Sinan DİNLER
    Mad. Müh.
    sinan.dinler@gmail.com

  2. #2

    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    362
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    Ankara‘da Milli Kütüphane Toplantı Salonunda 20 Şubat 2009 tarihinde saat 9.30‘da başlayan bilgi şölenine TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, Adana Şube Başkanı Sebahatdin Sakatoğlu, İzmir Şube Başkanı Muhammet Yıldız ve Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı’nın katılımı ve konuşmalarıyla açıldı.
    Bilgi şöleninin ikinci gününde ise "KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE ALTIN POLİTİKALARI" konulu birde panel yeraldı. İlk gün yaklaşık 300 dinleyicinin 2. gün ise 100 - 150 izleyicinin takip ettiği bilgi Şöleni süresince 19 çağrılı bildiri sunulduğu açıklandı.. Madencilik karşıtı görüşlerin hakim olduğu Bilgi şölenindeki konuşmacılardan Kaya Güvenç’in maden işkolundan bana ne şeklindeki açıklaması ise bardağı taşıran cümle oldu. Bu tartışmaların Maden Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen bir etkinlikte yaşanması ise daha önceden etkinliği desteğini çektiğini açıklayan Altın madencilerini n ne katdar haklı olduğunu gösterdi.
    Katılımcılardan bazıları Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’na da ağır ithamlarda bulundular ve Türk madenciliğini yabancılara satma başkanı – şeklinde ilginç bir suçlamada bulundular. Bu ifadelere Oda yönetimini itiraz etmemesi üzerine salonda bulunan az sayıdaki madencilik yapılmasını destekleyen dinleyiciler olayı skandal olarak yorumlandı.
    Toplantı süresince dinleyici sırasında oturan bazı mühendislerin –Bu iş burada bitmez– Oda bu işe alet olup mesleğimizi satmıştır. 30 milyon Dolara kadar ulaşan bir arama ve sondaj faaliyetini fonlayacak nitelikte Türkiye’nin hangi kurumu vardır? Yabancı sermaye madencilik yatırımları için olmazsa olmaz koşuldur- diye konuşanlar oldu. Aynı kişilerden bazıları da O’da yönetimi mutlaka bu sıkandalın hesabını vermek zorunda kalacaktır.– şeklinde söylendikleri görüldü.
    Bilgi Şöleninde www.habermaden.com’da yeralan haberde etkinlik için odanın duyurularında yeralan ve ingilizce olan ‘sempozyum’ ifadesi yerine bu ifadenin Türkçe karşılığı olan ‘Bilgi Şöleni’ ifadesinin kullanılması da tartışma konusu oldu.
    Türkçeci’yiz dediler, Türkçe’ye İtiraz ettiler
    Oda yönetimi www.habermaden.com Genel Yayın Müdürü Rasim Aydın’ı düzenledikleri etkinliğin sempozyum olduğunu bildirerek ‘bilgi şöleni’ ifadesinin kullanlıması suretiyle etkinliğin alaya alınmaya çalışıldığını açıklayıp Aydın’a suçlamada bulundu. Aydın bu konuda yanlmış algılama olduğunu bu kelimenin alay değil, metinlerde Türkçe kullanımına olan bağlılıktan geldiğini söyledi. Torun bunun üzerine başka kişiler tarafından da bunun alay olarak algılandığı konusunda ısrar edince Aydın, oturum başkanından söz isteyerek dinleyicilere bunun bir alaya alma değil
    Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı çalışmada ingilizce olan ‘Sempozyum’ kelimenin yerine ‘Bilgi Şöleni’ ifadesinin önerildiğini bildirerek, biz buna uyduk. Sizler maden kaynaklarını Türk devleti işletmeli derken Türkçe kullanımına neden böyle bir yakıştırma yaptığınızı bilmiyorum. Biz yayın kuruluşu olarak düzenlediğiniz bu bilgi şölenini önemsiyoruz. Benim burada şahsen bir eleştirim var. Müsaüdenizle onuda açıklamak isterim. Bu bilgi şölenine davet edilen konuşmacıların sadece madencilik karşıtı kesimden seçilmesini adaletsiz bulurum” dedi.
    Bunun üzerine oturumu yöneten Kaya Güvenç size sadece hatanızı düzeltmeniz için söz hakkı verdim. Bilgi şöleninin konuşmacılarının seçimini eleştirmeniz için değil” dedi.
    Aydın bunun üzerine tekrar devam ederek hata yok ki düzelteyim. Türkçeyi kullanmak ne zamandan beri hata oldu. Ben yanlış anlamayı birinci ağızdan düzeltmek istedim” diye tamamladı. Bunu üzerine MMO Başkanı Mehmet Torun ben halen bu söylediklerinizden tatmin olmuş değilim. Siz Türkçeleştirdim diyorsunuz. Benim resmi açıklamamı Türkçeleştiremesziniz. Dava açma haklarımız saklıdır” dedi.
    Türkiye son 25 yıldır altın madenciliğinin yapılıp yapılmaması konusunda çevresel etkilere dayandırılan bir tartışmanın idari hukuki ve toplumsal sonuçlarını yaşıyor.
    Özellikle yabancı sermaye yatırımı olarak başlatılan altın rezervi arama çalışmalarında ciddi yataklara ulaşılınca altının kazanılması için uygulanan yığın liçi yöntemi beraberinde siyanürün çevreye olası etkilerinin tartışıldığı bir zemin yarattı.
    Özellikle Bergama altın madeninin engellenmesi konusunda 100’lerce eylem mahkeme kararı idari yargı kararı karşılıklı suçlamalar kamuoyunu oyalarken çalıştırılamadığı için zarar eden maden işletmesinin sık sık el değiştirildiğine şahit olundu.
    Başlangıçtan itibaren mühendislik meslek odaları da madencilik ve çevresel etkiler konusunda madenlerin işletilmesinin hep karşısında oldu sık sık açıklamalar yaparak hem basını hemde kamuoyunun duyarlılığının maden karşıtı yönde artmasını sağladı.
    Hatta yer yer çevreci girişimlerin eylemlerine bizzat katılarak yanında yeraldı. Fakat Maden Mühendisleri Odası Ankara‘da Milli Kütüphane Toplantı Salonunda 20 Şubat 2009 tarihinde saat 9.30‘da başlayan bilgi şölenine kadar madencilik yapılmasın şeklindeki görüşü destekleyen tartışmaların dışında kalmayı başarmıştı.
    Maden Mühendisleri Odası’nca (Başkan Mehmet Torun’un bildirdiğine göre) Yönetim Kurulu Kararıyla, ‘Küreselleşme Sürecinde Madencilik Politikaları’ adıyla bir bilgi şöleni düzenlenmeye karar verilmişti. Amaç, Altın madenciliğine karşı olan çevreci örgütlerle altın madenciliğinin yapılacağı yörelerde yaşayan halkın yaşadığı veya karşı karşıya olduğu sorunları dinlemek ve anlamaktı.
    Çünkü bu talep bizzat altın madenciliğinin yapılacağı yörelerde yaşayan halk temsilcilerinden gelmişti. Halk, Maden Mühendisleri Odası’na farklı zamanlarda telefon açarak veya bizzat gelerek; – Siz bu işin önderisiniz. Bize bir akıl verin! Herkes farklı birşey söylüyor. Biz kime inanacağımızı şaşırdık. Çünkü hepside bilim adamı sıfatıyla karşımıza çıkıyor.– diyorlardı.
    Buraya kadar herşey yolundaydı. Bilgi şölenin tarafları olan yöre halkı, çevreci örgütler, maden ve kimya biliminin bu alanda tanınmış isimleri biraraya gelecek sorunları ve tedirginlikleri birinci ağızdan dinleyecek ve taraflar birbirlerini tatmin edeceklerdi.
    Düşünüldüğü gibi olmadı...
    Bilgi şöleni ile ilgili ilk sorun konuşmacıların isimlerinin belirlenmesi sırasında yürütme kurulunda ortaya çıktı. Ardından belirlenen isimler ve bilgi şöleni programı ortaya çıkınca Altın Madencileri Derneği bilgi şölenine katılmayacaklarını bildirdi.
    Nedenini ise odanın hatalı ve taraflı devrandığı iddiasına dayandırdı. –Yapılan programın halkı aydınlatmak yerine kaosa neden olacağını, çağrılan isimlerin altın madenciliğini bilmeyen bilimsel dayanaktan yoksun ve altın madenciliği karşıtlarından oluştuğunu, buna karşılık; ‘Altın Madencileri Derneği’nden sadece bir kişinin davet edilerek altın madenciliğinin hırpalanmaya çalışılacağını ileri sürdü. Bu konudaki endişeleri dile getiren bir yazı hazırlayarak, Maden Mühendisleri Odası’na resmi olarak gönderdi.
    Oda ise açıklamasında altın madenciliğinin tüm yönleriyle ele alınmasını amaçlayan bilgi şöleninin, bu konunun tarafları arasında bir iletişim kanalı olacağını ileri sürdü.
    Peki, Ne oldu?
    Beklenenden daha da kötüsü oldu.
    Bilgi şöleni madencilik karşıtlarının arenası oldu...
    Bilgi Şöleninde birinci gün sakin bir atmosferde geçti. İlk günün birinci oturumunun gündemi ‘Altın ve ekonomi’ idi.
    İkinci Oturumun gündemi ise ‘Altın Madenciliği ve Çevre’ oldu. Bu bölümde konuşan İTÜ Maden Fakültesi eski Dekanlarından olan Maden Profesörü, Dr. Mahir Vardar’ın ilginç ve renkli konuşması bilgi şöleninin düşünülenin aksıne iyi bir havada geçeceğinin sinyallerini veriyordu.
    Ancak ikinci gün atmosfer tamamen değişti. İddiaları ispat edercesine altın madenciliğinin yapıldığı yörelerden gelenler bütün endişelerini dinleyicilere aktarma olanağı buldular. Ancak dinleyicilerin büyük çoğunluğu madencilik karşıtıydı.
    Arada madencilik taraftarı olan uzmanlar da yok değildi. Ancak madenciliği savunacak cesareti gösterecek kişi sayısı 5-6 ‘yı geçmedi. Bu suskunluğu salondaki kalabalığın madencilik karşıtı olmasına bağlayanlarda oldu.
    Yöre halkı ise bütün içtenliğiyle kendilerini anlatmaya çalıştılar. Bu anlatımlar bilgiden yoksun duygusal konuşmalardı. İzmir’de Asmert gıda tarım ve hayvancılık şirketinde Dış Ticaret Koordinatörü olarak görev yapan ve Kozak Yaylasında madencilik yapılmasına karşı olduğunu bildiren Gülden Karabudak’ın sunumuna göre Kozak yallası sakinleri –Bu altın madencileri bizi zehirleyecek diye korkuyorlardı. yayla halkı Altın madencilerinden kurtulmak için hatim bile indirmişti. Karabudak Bunu ispat etmek istercesine yanında getirdiği slaytlarla birde gösteri hazırlamıştı. halkın hatim indirmek için kuran okuduğunu gösteren görüntülerdi bunlar. Bunları uzun uzun yarı ağlamaklı bir sesle anlattı. Bize sahip çıkın diye haykırdı. Bir sumudan çok yakınını kaybetmiş bir insanın son çırpınışları gibi konuştu.
    İzmir’de kreş işlettiği öğrenilen ve kendisini matematik öğretmeni olduğunu açıklayan Muharrem Sakaryalı, Uşak’ta yaşananlar hakkında konuşacağını bildirerek sebebini bilmedikleri bir şekilde sakat hayvan doğumları meydana geldiğini, yaygın olarak kusma ve mide bulantısı şikayetleri ile yüzleştiklerini bu süreçte altın matdenciliğinin durdurulması amacıyla görülen davalar nedeniyle mahkemeye intikal eden evraklardan 9 nolu klasörde Tübrag şirketinin siyanür yönetimi diye bir Kitap ile karşılaştığında tüylerinin diken diken olduğunu bu kitapta PH değerinin binde 9’u aşması halinde boşaltılacak köylerden sözedildiğini bildirdi. Ve sahipsiziz tedirginiz” dedi.
    Sakaryalı’nın sözüne müdahale eden bir izleyici, Buna niye tedirgin oluyorsunuz. Benim bundan anladığım Şirket her türlü tehlikeye karşı tedbirini almış hatta bunu kitapçık haline getirmiş ve sorumlu tayin etmiş, buna tedirgin olunmaz, ancak güven duyulur. Öğretmen olduğunuzu söylediniz. Bir öğretmen bundan tedirgin olmaz, Ancak güvende olduğunu görür – dedi.
    Bu arada bir bayan izleyici kendisinin Doktor olduğunu bildirerek Sakaryalı’nın anlattığıklarına yönelik bazı yanlış anlatım ve ifadeler olduğunu ileri sürerek söz istedi. Ancak oturum başkanı söz vermedi.
    Bilgi Şöleni sırasında pekçok konuşmacı yöre halkını aydınlatmak yerine yabancı sermaye konusunu gündeme getirdiler. Konuşmacıların genel ortak görüşü yabancı sermayenin vergi vermediği kamuyu kandırdığı, halka sosyal program adı altında yardımlar yaptığı, madende iş vererek, madenin taşınması için taşıma kooperatif i kurdurarak onları sözde kamyon sahibi yaptığını ancak bu köylülerin kazandıkları parayı yine yabancı şirketlerin ürettiği kamyonlara yatırmaları suretiyle paranın yine yabancı sermaye tarafından geri alınmış olduğunu ülkenin kaynaklarının bu yolla talan edildiğini çevre felaketlerine maruz kalındığını ileri sürdüler.
    Bergama Ovacık’ta faaliyet gösteren Koza Altın Madeninin Eurogold tarafından başlatılan ilk girişiminden bu yana yaklaşık 130 milyon ABD doları, yatırımla oluşturulduğu, buna karşılık Koza şirketine yaklaşık 45 milyon ABD doları bedelle satıldığı seslendirilip, bu satışın tartışılması gerektiğini savundular. Hatta %100 Türk sermayeli mi yoksa %40 Türk %60 Amerikan sermayelimi olduğu tartışmaları saatlerce tartışıldı.
    Hatta söylemlerin ardı arkası kesilmeyince dinleyici sıralarından bazı itirazlar oldu. Maden Mühendisi Sinan Dinler, konuşmacılara yönelik olarak
    – Madencilik işkolunu yok sayıyorsunuz. Hiç madencilik işletmeciliğinden geleniniz var mı?, Hepiniz oturup devlet madenciliğinde veya diğer kurumlarında salla başı al maaşı çalışıp emekli olmuşsunuz. Konuşuyorsunuz. Sizin konuşmalarınızdan madencilik yapılmasın istemi çıkıyor. Yapılmayacaksa bu kadar maden mühendisini ne için yetiştirdik. Bu insanlar ne iş yapacak. Bu iş kolunun geleceği ne olacak hiç düşündünüz mü? Maden şirketlerini kar ediyor diye suçluyorsunuz. Koza madeni zarar etse sevinecekmisiniz? Buradan böyle bir sonuç çıkıyor el insaf yahu “ dedi. Maden Mühendisi Dinler’in sorusuna konuşmacılar arasında bulunan Makina Mühendisi Kaya Güvenç yanıt verdi. Güvenç ben makina mühendisiyim ‘Madencilik işkolundan bana ne? diye karşılık verdi.
    Bu söz üzerine geirilim daha da arttı. Dinleyici sıralarından konuşmacılara birbiri ardına sorular soruldu. Bu sorulardan bazıları şöyleydi.
    -Saatlerdir konuşuyorsunuz. Ancak biz sizin ne anlatmak istediğinzi anlayamıyoruz.
    –Madencilik yapılsın mı diyorsunuz, yapılmasın mı?– diyorsunuz. –Yabancı sermaye gelsin mi diyorsunuz, Gelmesin mi? – diyorsunuz.
    MMO YÖNETİMİ HAKARETE VARAN İTHAMLARA SEZSİZ KALINCA MEHMET KARADENİZ PATLADI.
    Hakarete varan konuşmalara rağmen oda yönetimi müdahale etmeyince dinleyici sırasında oturan Mehmet karadeniz mikrofon isteyerek söz aldı ve patladı.
    Karadeniz önce Oda başkanı Mehmet Torun’a yönelerek ;Amacı maden Mühendisliğinin gelişimi ve haklarının korunması ile sektörün gelişmesine ve sorunların mühendislik faaliyetleri ile çözülmesi olan odamızın yönetimi bu saldırganlığa daha ne kadar müsade edecek. Konuk olarak çağırdığınız bu kişiler mesleğimizi yerden yere vuruyor. Hemde odamızın sağladığı olanakları kullanarak ve yönetim niye halen sezsiz– diye sordu. Ardından salonda bulunanlara dönerek burada proses madenciliğini bilen var mı? –diye sordu. Salonda sadece bir kişi kısmen ben bilirim diye yanıtladı. Bunun üzerine konuşmacılara tekrar şöyle seslendi.
    “Bakın burada proses madenciliğini bilen yok ve sizde bu işin uzmanı değilsiniz. Sanki Maden mühendisiymiş gibi insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyor ve dinleyicileri kandırıyorsunuz. Bu durumunuzu müdahale etmeyerek odamız meşrulaştırıyor. Ben bu işin içinden geliyorum yalan açıklamalarınıza bir an önce son verin. Mesleğimizi yerin dibine batırdınız. Siz maden mühendisliğinin yüz karasısınız” diye çıkıştı.
    Bu sırada bazı kişilerin konuşmacılara yönelik söz almadan yüksek sesle kendi aralarında konuşmaya başladığı ve bunlar herhalde madencilik yapmayın demeye çalışıyorlar’ diye serzenişte bulundukları görüldü.
    ÇETİN UYGUR: GÖRÜŞÜMÜZ AÇIK; MADENCİLİK YAPILMASIN DİYORUZ. YABANCI ŞİRKETLER KOVULSUN YAPACAKSA DA DEVLET YAPSIN!!!
    Bu sesler oturum masasından da duyulunca oturum başkanı Çetin Uygur söze girdi. Evet Evet bende mühendisim bu koşullarda madencilik yapılmasın diyorum. Bu çok açık gizli falan değil, bunu söylemek için bundayım yabancı şirketler gönderilmeli, yerli özel şirketlerde bu işi bırakmalı ve işe devlet el koymalı yapacaksa kendisi yapmalıdır” dedi.
    Bu açıklama üzerine dinleyici sıralarında oturan Galata Madencilik Şirketi’nin Genel Müdürü, Erhan Şener, söz alarak şunları söyledi. Beyler konuşmalarınızı dikkatle dinledim. Bu söylediğiniz şeyler dünya da çoktan terkedildi. Rusya ve Çin bile terketti. Ülkemiz ilk kurulurken girişimci olmadığı için herşeyi devlet yapmak zorunda kalmış, ancak zaman içinde bunun sürdürülemediği görüldü. Bugün bile devletin işlettiği tesisler zarar ediyor. Bu sosyal sorumluluğu pekala özel şirketlerde yürütebiliyor. Sağlıklı istihdam politikaları geliştirip karlılık ta sağlayabiliyor. İşler kötü gittiğinde gerekli önlemleri alabiliyor. Özgür piyasa ekonomisi belki şu an sıkıntı yaşıyor olabilir. Ancak kendi problemini kendi çözecektir. Kamu’nun tekelci olduğu piyasa çoktan terkedilmiştir.
    Çünkü başarısız olmuştur. “ dedi.
    Bunun üzerine konuşmacılardan küresel sermayenin sömürgeci bir anlayış ile şimdide nükleer santralleri desteklediği, bu santrallerin insan yaşımına yönelik tehdit olduğu tezi ortaya atıldı.
    Galata Madencilik Şirketi’nin Genel Müdürü, Erhan Şener, tekrar söz alarak şunları söyledi. “Nükleer konusunda özgür piyasa anlaşıyışını tehlikeli bulmanız ve çeveyi kirletttiğini söylemeniz ve buna inanmış olmanız çok şaşırtıcı bu özgür piyasanın yarattığı bir sorun değildir. Örneğin Çernobil veya Romanya’daki nükleer santraldeki radyasyon sızıntısı kominist ülkede yaşandı. Bunun toplumculuk veya özgür piyasa uygulamaları ile bir ilintisi olamaz bu tedbirsizlikle açıklanabilir. Tedbirsizliğe kılıf aramaya gerek yoktur. Tedbirsizlik tedbirsizliktir” dedi.
    TMMOB Yonetim Kurulu Bakan Mehmet Soğancı'nın Altın Politikaları Bilgi şölenininn açılışında şunları söyledi.
    MMO Başkanı Mehmet Torun’un bilgi şöleninin açılışındaki konuşması

    Maden Mühendisleri Odası, 1954 yılında 6235 sayılı TMMOB yasası uyarınca kurulmuştur. 1982 Anayasası‘nın 135. maddesinde tanımlanan kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarını yürütmeye yasal olarak yetkili mühendis ve mimarları bünyesinde toplayan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği‘nin içinde yer alan ve tüzel kişiliğe sahip olan 23 Odasından biridir.
    Odamız, yurt içinde ve dışında maden mühendisliği öğretimi yapan kuruluşların fakülte ve bölümlerinden mezun olarak diploma almış, Türkiye sınırları içinde mesleklerini uygulamaya yasal yetkili olup, mesleki çalışmalarda bulunan tüm maden mühendislerini temsil etmektedir.
    Madencilik iş kolunun geliştirilmesine yönelik oluşturulacak amaç ve hedefler ile uygulamaların bilimsel ve teknik temeller üzerinde geliştirilmesi, sektörün planlanmasında ülke sanayi sektörleri ile entegrasyonun ön planda tutulması, ülke ihtiyacı enerjinin yerli kaynaklardan karşılanması, aramadan uç ürüne kadar her aşamada ileri teknoloji kullanımının artırılması, sektörde çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınmasını amaçlayan ve gerek madencilik mesleğinin gelişmesi gerekse üyelerinin meslek onurları ile hak ve yetkilerinin sağlanması ve korunmasına yönelik etkinlik ve girişimlerde bulunmaktadır. Bütün bu çalışmaları kamu yararı önceliğinde yürütmektedir.
    Kurulduğundan itibaren, ülkemiz madencilik iş kolunun en etkili örgütlerinden biri olarak kabul görmüştür. Söz konusu süreçte, ülkemize ve madencilik sektörüne ilişkin her gelişmeye müdahil olmuş, bireysel ya da küçük grup çıkarından uzak, toplumun ortak yararına odaklanmış çözüm önerilerini yine toplumun önüne seçenek olarak koymuştur. Odamız, özellikle 1970‘lerden bu yana, ülkemizin kalkınma, sanayileşme ve madencilik politikalarında, bilim ve teknoloji politikalarının önemine vurgu yapan, kamu yararı ve adil paylaşımdan yana yurtsever, toplumcu bir çizgiyi savunan çalışmalarını ve mücadelesini sürdürmüştür.
    Madenler; yenilenemeyen ve üretildiklerinde tükenen kıt kaynaklardır. Yapıldığı bölgelere sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Madencilik; emek yoğun bir istihdam gerektirdiğinden işsizliği azaltır. Kırsal kesimden göçleri önleyici ve gelir dağılımını düzenleyici bir etkisi bulunmaktadır. Ülkelerin kalkınmalarında lokomotif görevi görürler. Bu nedenlerle, madencilik ile ilgili politikaların gelecek nesillerin haklarının da kollanarak tayin edilmesi gerekmektedir.
    Dünya ekonomisinde yaşanan küreselleşme süreci ile, çok uluslu şirketlerin kar paylarını artırmak amacıyla, sermayenin ve mal dolaşımının önündeki tüm engeller kaldırılmıştır. Bu gelişmeler, sahip oldukları bilgi birikimi, sermaye kaynakları, ekonomik ve politik güçleri sayesinde dizginleri ellerinde tutan gelişmiş ülkelerin lehine olmaktadır. Ülkemizde 80‘li yıllardan bu yana izlenen yeni-özgür piyasacı politikalar ile sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, çevre, maden ve tarım alanları çok büyük yıkım görmüş, özelleştirme uygulamaları ile bu ulusun dişinden tırnağından artırarak oluşturduğu kamu işletmeleri yok pahasına devredilmiştir. Bunların birçoğu da amacı ve kaynağı belli olmayan yabancılara, küresel sermaye gruplarına hizmet eden yerli işbirlikçilerine satılmak suretiyle elden çıkarılmıştır. Madenlerimiz de bu yanlış politikalar sonucunda talan edilmiş ve sömürgeci ülkelerin sanayilerine girdi olarak sunulmuştur.
    Son dönemlerde madencilik faaliyetleri arasında yer alan altın madenciliği, toplumda olduğu kadar bilimsel ve teknik çevrelerde de tartışma konusu olmaktadır. Çalışmalara karşı çıkanlarda destekleyenlerde birbirlerini suçlamakta, birbirlerini ihanet içinde görmektedir. Bu tür yaklaşımlar anlamlı bir tartışmanın önüne geçerek belirli noktalarda ortaklaşabilecek kesimleri bile karşı karşıya getirebilmekte, sorunun çözümünü zorlaştırmaktadır. Son zamanlarda gündemde yer alan bu konu, ya işletme teknolojisi ve çevre ya da ekonomik boyutuyla gündeme getirilmiştir. Ancak sorun, bir bütünsellik içinde ulusal madenciliğimizin temel tercihleri ve politikalarının neler olması gerektiği açısından yeterince değerlendirilmemiştir. Sorunların farklı temellerde tartışılması çözümü daha da zorlaştırmıştır.
    Odamızın 2008 Mart ayında yapılan 41. Genel Kurulunda söz konusu sorunların tartışılması amacıyla "Altın Politikaları Bilgi şöleni" yapılması karara bağlanmıştır. Bu Bilgi şöleninde altın işletmeciliğinden çok uygulanan politikalar ile ekonomik, sosyal sorunların tartışılması amaçlanmıştır.
    Konunun detaylı olarak ortaya konulabilmesi için tüm taraflara çağrı yapılmıştır. Merkez Bankası, Altın Borsası, Kuyumcular Odası, Hazine Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, Maden İşçileri Sendikası, Meslek Odaları, Odalar ve Borsalar Birliği, Altın Madencileri Derneği, Yöre halkının temsilcileri ve Üniversitelerden konu ile ilgili akademisyenlerimiz sunum yapmak üzere bu Bilgi şölenine davet edilmişlerdir. Davetlilerden bir kısmı, değişik gerekçelerle katılımdan vazgeçmişlerdir.
    Bilgi şölenine katılan tarafların görüşlerini özgürce aktarması önemlidir. Bu amaçla her tür düşüncenin dinlenmesi ve sorularla zenginleştirilmesi Bilgi şöleninin verimliliğini artıracaktır.
    Odamız, doğal kaynaklarımızın kamu yararı önceliğiyle değerlendirilmesi gerektiğini her platformda vurgulamaktadır. Bu nedenle düzenlenen Bilgi şöleninin amacına ulaşacağına inanmaktayız. Bilgi şölenine katkı koyan herkese Odam ve şahsım adına teşekkür ederim

    www.habermaden.com
    Konu sinan_dinler tarafından (23-02-2009 Saat 18:18 ) değiştirilmiştir.
    Sinan DİNLER
    Mad. Müh.
    sinan.dinler@gmail.com

  3. #3

    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    362
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    Maden Mühendisleri Odası, altın madenciliği ve üretimine karşı çıkan çevrelere cesaret veren, reytinglerini artıran girişimlerden vazgeçmeli ve mesleğimizin, sektörün gelişmesi için girişimlerde bulunmalıdır. Altın üretim politikalarımızı teknik olarak değerlendirip, tartışacağımıza maden üretimiyle direkt ilgisi olmayan ve teknik yeterlilikleri tartışmalı insanlarla sempozyum yapma düşüncesini değiştirmelidir. Yoksa oda yönetimi, yöneticilik yapacak mühendis ve sektör bulamayacaktır. Bu bindiği dalı kesmektir. Mesleğin gelişmesine vurulmuş baltadır. Altın madenciliğine karşı çıkan zihniyet biran önce değişmelidir.
    Sinan DİNLER
    Mad. Müh.
    sinan.dinler@gmail.com

  4. #4

    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    115
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    kimmiş ki kaya güvenç adamın asabını nasılda bozuyolar sektörün bozulması senin ilgilendirmiyorsa senide bu sektör ilgilendirmiyor dediğiniz doğru herkes salla başı al maaşı bilmeden etmeden konuşuyor artık köhne zihniyeti istemiyoruz arkadaşın biri soruyodu maden müh. önemli sorunları ne diye al sana sorun iş imkanların kısıtlanınca 100 dil bilsen ne olur bu yönetim değişsin istemiyoruz böyle yönetim iş yapacak adam istiyoruz maden sektörü bu ülkenin ekonomisinin bel kemiği olması gerekirken yerlerde sürünüyor insan istese bu kadar olumsuz davranamaz birilerine hizmet ettikleri belli daha fazla yazmak istemiyorum site zor duruma düşmesin....

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    362
    İndirilme
    0
    Uploads
    0

    Standart

    ALTIN POLİTİKALARI SEMPOZYUMU KRİTİĞİ
    20-21 Şubat 2009 tarihinde Ankara Milli Kütüphane’ de yapılan Altın Politikaları Sempozyumu, konuyla direkt ilgili olan önemli bir kesimin (Merkez Bankası, Altın Borsası, İstanbul Kuyumcular Odası, Hazine Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, Maden İşçileri Sendikası, Odalar ve Borsalar Birliği, Altın Madencileri Derneği) haklı gerekçelerle katılmaması, katılımcıların da mimar, avukat, makine mühendisi, matematik öğretmeni, siyaset bilimci, yerel yurttaş olması sonucu mesleki bir odanın düzenlediği teknik, hukuksal, akademik sorunlarının tartışılacağı konuşulacağı ve gerçekten altın madenciliğinin önünü açıcı bir sempozyum olmayarak birkaç ayağı eksik kalan bir sempozyum olmuştur.
    Tartışılan konular daha çok bir siyasal partinin (ÖDP, EMEP, TKP gibi) parti politikasının belirlendiği bir sempozyumun konularıdır. Maden Mühendisleri Odası bir siyasal hareket, bir siyasal parti olmadığı için dünya sosyalizmin sorunlarının tartışılması bu panelin tartışma konularından olmamalıydı. Bu konuları oda yöneticileri ve oda üst birliği yöneticileri kendi bireysel kimlikleriyle başka platformlarda tartışabilirler. Bu konunun bu sempozyumda tartışılması maden sektöründe ileride sıkıntılar yaşatma potansiyeli olabilir. Bu durumda sektördeki tüm unsurlar gibi maden mühendisleri odası da yara alır.
    Sempozyumda ve panelde ifade edilen ve birçoğu yanlış ve bilim dışı olan ve oda yönetiminin tepki vermesinin beklendiği hususlar özetle aşağıdaki gibidir:
    - “Her madencilik faaliyeti ekosistemi bozacaktır, bölgede bulunan flora ve fauna etkilenip yok olacaktır iddiası” ifade edilmiştir. Bunu destekleyici hiç bir bilimsel veri kullanılmamıştır. “Kozak yaylasında madencilik yapılacak alan ile bölgenin tamamı etkilenecektir ve yok olacaktır” değerlendirmesi yapılmıştır. Halbuki madencilik çok dar bir alanda yapılmaktadır.
    - Çok sık tekrarlanan “siyanürle altın arama yapılmaktadır” iddiası tekrarlanmıştır.
    - Dore altının ihracatı konusunda belgelere dayanmayan “altın kaçakçılığı yapılmaktadır” suçlaması yapılmıştır.
    - Kuzuların ölümünün siyanürle ilgili olmadığının mahkeme kararıyla belgelenmiş olmasına rağmen hala siyanür gazıyla ilişkilendirilmeye çalışılması manidardır..
    - Madencilik faaliyetleri izin yönetmeliğe göre verilen arama ruhsatlarıyla “Anıtkabir’ de bile maden işletmeciliği yapılacaktır” iddiası yapılmıştır. Arama ruhsatlarıyla, işletme ruhsatı ve işletme izni birbirine karıştırılarak bilgi kirliliği yaratılmıştır.
    - “Kaz dağlarında verilen arama ruhsatlarıyla maden işletmeciliği yapılarak bölge talan edilmektedir” iddia edilmektedir. Halbuki Kaz dağları mili parkında hiçbir madencilik faaliyeti bulunmamaktadır. Konu genişletilerek “Biga Yarımadası” Kaz Dağları’yla ilişkilendirilerek Biga Yarımadası’ndaki altın madenciliği faaliyetlerine de karşı çıkılmıştır.
    - “Altın üreticisi şirketler rezervleri konusunda çelişkili bilgi açıklayarak hissedarlarını ve borsayı yanıltmaktadır” gibi çok ciddi ve ağır ithamlarda bulunulmuştur.
    - “Üretimde kullanılacak siyanür doğaya deşarj edilecektir” iddia edilerek sistemin deşarj yapmadığı ve kapalı devre çalıştığından (siyanürlü çözeltinin devirdaim yaptığı) habersiz olduklarını göstermişlerdir.
    - “Madenciler sadece vergi olarak devlet hakkını ödemektedirler ve bu oranda %1-2 dir” iddia edilmiştir. Halbuki maden şirketleri diğer tüm şirketler gibi, gelir, kurumlar, stopaj gibi vergileri ödemekle birlikte fazladan da devler hakkı ödemektedirler.
    - “Çevresel Etki Değerlendirme Raporu veren ve hazırlayan kurumların bu raporları gayri ciddi olarak verdikleri, hazırladıkları” iddia edilmiştir. Bu iddia Çevre Mühendisleri Odası üyelerini, Orman Mühendisleri Odası üyelerini, Jeoloji Mühendisleri Odası üyelerini ve ilgili bakanlık mensuplarını töhmet altında bırakmaktadır.
    - “Altın üreticileri çok fazla kar ediyorlar bu fazladan (%20 den fazlasının) karın artık rant olduğu” iddia edilmiştir. Fiyatların yükselmesi sanki şirketlerin suçuymuş gibi…
    - Madencilik sosyalist bir iktidar tarafından yapılmalıdır.
    - “Marmara Denizi’ ni madenciler kirletmedi ama buradaki kirlenme kalkınma için kabul edilebilir” ifadesi kullanılarak aslında sorunun çevre değil altın üretimi olduğunu zımmen kabul etmişlerdir.
    - “Altın üreticileri doğaya milyarlarca ton kimyasal atık bırakmaktadırlar” iddia edilerek yanlış bilgi sunulmuştur.
    Yukarıda ifade edilen görüşlere oda yönetimi tarafından tepki verilmemesi sonucu “bakın bu tür görüşlerin burada ifade edilmesi sonucunda sektörün ölümünün önünü açıyorsunuz, sektörü öldürüyorsunuz” tepkisine Kaya Güvenç tarafından “sektörün ölmesinden bana ne” (inşallah dili sürçmüştür veya ben yanlış anladım diye düşünmek istiyorum) cevabı panelin kapanış skandalı olmuştur. Bu ve bunun gibi bir yanlış ifadelere oda yönetimi tarafından tepki verilmesi beklenmiştir.
    Konu sinan_dinler tarafından (24-02-2009 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir.
    Sinan DİNLER
    Mad. Müh.
    sinan.dinler@gmail.com

Benzer Konular

  1. Madencilik Sektörü ve Politikaları Raporu
    Konuyu Açan: helbir, Forum: Güncel Maden Haberleri / Tüm Haberler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 18-03-2011, 08:32
  2. Madencilik ve Çed Uygulamaları Semineri
    Konuyu Açan: ssivel, Forum: Etkinlikler - Fuarlar - Activities Exhibitions.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 24-03-2010, 13:34
  3. Altın Politikaları Sempozyumu Kritiği
    Konuyu Açan: sinan_dinler, Forum: Altın - Gümüş - Platin.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 24-02-2009, 16:49
  4. Altın'ın Tarihçesi - Altın Üretimi - Altın'ın Hikayesi
    Konuyu Açan: MiNeR, Forum: Madencilik Tarihi.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02-07-2008, 16:29
  5. ATA TV - Reel Ekonomide Gündem / Madencilik Politikaları
    Konuyu Açan: MiNeR, Forum: Güncel Maden Haberleri / Tüm Haberler.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 14-05-2008, 13:48

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
dolomit taşı
Single Sign On provided by vBSSO