Fakirleştirilmiş Uranyum ve İnsanlığın Zehirlenmesi
Fakirleştirilmiş Uranyum ve İnsanlığın Zehirlenmesi
Alok O'Brien
Byronchild Dergisi / Mart 2006
Avustralya
Son yıllarda Fakirleştirilmiş Uranyum (Depleted Uranium (DU)= fakirleştirilmiş uranyum, posa uranyum) ve bunun Birleşik Devletler (US) Ordusu tarafından 1991’deki Irak savaşında ve yine şimdiki Irak savaşında kullanımı hakkında malumatım oldu. DU’dan kaynaklanan sakat doğumların fotoğrafları, katlanılan sıkıntılar ve çekilen acılarla ilgili hikâyeler beni şok etti. Bunlar bana Amerika’nın Vietnam savaşında Agent Orange’daki mağdurlarını hatırlatıyor. Bu konu şüphesiz ki bugün dünyamız üzerindeki en önemli mesele ve pek çok medya kuruluşu hala bu konuda sessiz kalıyorlar.
Fakirleştirilmiş Uranyum (DU), saf uranyumun son derece radyoaktif olan U-235 izotopuna zenginleştirilmesi sonrası arta kalan posadır. Bu posa silahlarda ve enerji üretiminde kullanılmaktadır. Her 1 ton U-235’e karşılık 7 ton DU elde edilmektedir. Tahminler değişik olabilir, ancak şu an sadece Birleşik Devletlerin elinde 5 Milyon tondan fazla DU stoku bulunmaktadır. Bunun tıbbi cihazlarda radyasyon kalkanı olarak kullanılması ve radyasyon ihtiva eden sığınakları oluşturmak için betonlara ilave edilmesi gibi alanlar dışında ticari bir kullanımı yoktur. Hâlbuki bu kullanım alanları her yıl üretilen DU’nun cüzi bir miktarına ihtiyaç duymaktadır.
DU’nun yarı ömrü 4.5 milyar yıldır, yani DU’yu güvenli ve böyle süresiz olarak saklamanın maliyetinin yanına bile yaklaşılamaz. Bu duruma bir çare bulmak için Birleşik Devletler Enerji Bakanlığı DU’yu Pentagon’a ve Birleşik Devletler Silahlı Kuvvetlerine ve zırh üreticilerine ücretsiz olarak vermekte ve DU 29 ülkeye ihraç edilen silahlarda kullanılmaktadır. Basitçe açıklamak gerekirse; DU’yu silahların yapımında kullanmak onu depolamaktan daha ucuz bir yol.
DU’nun bizzat kendisinin oldukça kararlı bir madde olduğu çoğunlukla kabul edilmektedir. Zira yaydığı tehlikeli alfa parçacıkları birkaç santimetrelik havanın içinden bile geçememektedir. Sorun, DU’nun silahlarda kullanılması ve patlamasıyla ortaya çıkmaktadır. Patlama, çok küçük nano-partikülleri ihtiva eden buharlaşmış radyoaktif bir gaz oluşturmaktadır. Buharın içindeki bu mikroskobik partiküller daha sonra saçılır ve o andaki rüzgarın durumuna göre 100 kilometrekarelik bir alana yayılır; ekinlerin, suyun üzerine veya sadece toprağa bile düşerler, böylece bir sonraki sert rüzgar ile veya araba tekelerine bulaşarak taşınırlar. (Bu konudaki tahminler değişebilir, bazı kaynaklar 1000 km.kareye kadar olduğunu aktarmaktadır). Daha sonra, bu gaz atmosfere dahil olunca tüm dünyaya yayılabilir.
DU’nun nano-partikülleri hava, elbiselerin veya cildin üzerine inmesi, gıda veya suya karışması yollarıyla insan vücuduna girer. Bu nanopartiküller tüm koruyucu giysi ve maskelerin içine nüfuz edebilir ve bir kere vücut ile temas etmesi durumunda DNA’yı dağıtmaya ve değiştirmeye başlar. Çözünebilir olmadığı için vücuttan atılamaz. Uranyum kurşun, cıva, kadmiyum ve krom gibi zehirli kimyasal bir elementtir.
Önceden gizli tutulan ve sonra 1943’de Manhattan Projesinde açıklanan bilgiye göre, DU’nun silahlar üzerindeki özelliği 60 yıldır bilinmekte ve üzerinde strateji yapılmakta idi. Amerika Birleşik Devletlerin DU’nun savaş alanındaki etkilerini ve kendi askerlerine olan tehlikelerini 60 yıldır bildiği aşikârdır.
Neden DU bir silah olarak bu kadar işe yarıyor?
DU çok serttir, metaller arasında en sert ve yoğun olanıdır. Bundan dolayı tanklardan, gemilerden, uçaklardan ve sniperlardan ateşlenen zırh delici top ve mermilerde ve ayrıca 2003’de Bağdat’a yapılan saldırıda kullanılan ünlü sığınak delici bombalarda kullanılmaktadır. Aynı zamanda gemilerden ateşlenen Tomahawk Cruise füzelerinde de bulunmaktadır. Çok sert olmasından dolayı ayrıca tankların ve zırhlı arabaların zırhlarının kaplamasında yaygın olarak kullanılmaktadır.
DU piroforik bir metaldir, yani yanabilir. Kurşunlar ve yüksek kalibre mermiler silahın namlusundan çıktıklarında aslında yanar vaziyettedirler, çünkü namluda sürtünme sebebi ile tutuşmuşlardır ve temas ettiklerinde patlarlar. (zırh delici yangın bombası cephaneleri.) Çoğu DU metali metal buharı haline gelir, böylece ilk tahribat gerçekleştiğinde o artık gerçek bir radyoaktif gaz silahıdır. DU silahları nükleer silahlardır. Bunda hiç şüphe yok.
Savaş halinin araç ve metotlarının seçilmesinde sınırsız haklar olmaması prensibi de dahil olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun, DU’nun askeri sahada kullanılması mevcut uluslararası kanunları ihlal etmektedir.
Çeşitli savaşlarda kullanılan DU’nun miktarı hakkında konuşmak Hiroşima’yı yerle bir eden bombada kullanılan uranyum miktarının 13 kg civarında olduğunu anlamamıza değer, ki bu yaklaşık 2 litrelik bir süt kabı kadardır. Japon profesör Dr. K. Yagasaki, savaş alanında kullanılan 1 ton DU’nun 100 Hiroşima bombasının atmosfere bıraktığı radyasyona eş değer radyasyon oluşturduğunu atomik açıdan hesap etmiştir. Nitekim uzmanların aktarmasına göre son 3 yıl içinde Irak’a atılan ve böylece Irak ve müteakiben tüm dünya atmosferine yayılan 2000 ton DU, 200.000 Hiroşima bombasına eşdeğer gelmektedir. 1991’den bu yana Birleşik Devletlerin kullanmış olduğu DU yaklaşık 4600 tondur (1000’i Körfez Savaşı, 800’ü Kosova, 800’ü Afganistan ve ilaveten 2000 ton mevcut Irak savaşında kullanılmıştır.) Bu miktar yaklaşık 460.000 Hiroşima bombasına tekabül etmektedir, yani dünya çapında önceden yapılan tüm nükleer testlerde açığa çıkarak atmosfere yayılan radyasyonun 10 katıdır.
Körfez Savaşı Sendromu
Geçen 18 aydan sonra Birleşik Devletler Emekli İşleri Bakanlığında bir skandal patlak verdi, DU çok daha fazla saygıdeğer bilim adamı tarafından Körfez Savaşı Sendromu için suçlu bulundu (Aynı zamanda Balkan Savaşı sendromu için de)
Irak’da 1991’de görev almış olan 580.000 Birleşik Devletler askerinden 518.739’u, 2004 ortalarında tıbbi engelli olarak emekliye sevkedildiler.(Radyasyon ve halk sağlığı konusunda uzman bilim kadını) Leuren Moret’e göre Mississippi’deki araştırma grubu arasında Körfez savaşından önce normal bebek sahibi olmuş olan 251 askerlik bir grubun % 67’sinin savaş sonrası olan bebekleri çok ciddi özür ve sakatlıklarla doğmuşlardır. Bebekler eksik ayak, kol, organ veya gözlerle veya bağışıklık sistemi ve kan hastalıkları ile doğdular. Şimdiki bazı emekli asker ailelerinin normal veya sağlıklı olan aile bireyleri sadece savaş öncesi doğmuş olan çocuklardan oluşmakta. Moret, “Fakirleştirilmiş Uranyumlu silahların kullanımı bir insanlık suçudur, tüm türlere karşı işlenmiş bir suçtur ve gezegenimize açılmış bir savaştır” diyor. “Fakirleştirilmiş Uranyumlu silahların satışı ve kullanımı konusunda uluslararası kalıcı bir moratoryumun istenmesi bir zorunluluktur."
Ölüm ekonomisi
Karlılıkta ve satın alma gücünde büyümeyi en fazla sağlayan her ne ise, gittikçe en önemli şeyler bu artışı sağlayanlar olarak görünmeye başladı. Hastalık ticareti, kanser ise araştırma çalışmaları için para harcanması zeminini oluşturuyor, savaş büyümeyi hızlandırıyor ve ekonomiye tapınmaya başladığımızda barışın niçin bu kadar yakalanması zor olan bir şey olduğuna hayret ediyoruz.
Biliyoruz ki Japonya, Filipinler ve Porte Riko, Birleşik Devletlere artık kendi ülkelerini DU ile bombalamalarına müsaade etmiyor ve Birleşik Devletler anakarasında artık gemiden karaya bombalamaya müsaade edilmiyor.
Biliyoruz ki DU’nun kullanımına karşı olan, sözünü sakınmayan ve kendi hayatlarını bu meseleye adamış dünya çapında yüzlerce grup bulunmakta.
Ve yine biliyoruz ki, Birleşik Devletler Hükümeti kendi askeri birliklerinin veya herhangi bir başkasının güvenliğini özellikle umursamamakta, görünüşte ebediyet için dünyayı zehirlemekten memnuniyet duymakta ve bu esnada kendilerini de zehirlemektedirler.
Leuren Moret’e göre artık bu atığa bulaşmadan Afganistan veya Orta Doğu’ya gitmenin mümkünatı yok.
Hep birlikte bir şey yapmamız lazım. İnternette araştırma yapın, DU tartışması neyin nesidir, kendiniz için bulup çıkarın. Bu makalenin son kısmında verilen web sitelerinin listesi tam olarak açıklayıcı değildir, ama başlangıç için iyi bir yerdir. Dünyada çapında bu konu ile ilgili seferber olan birçok grubun herhangi birisi ile irtibata geçin. Kendi grubunuzu kurun. Muhalefetin büyüklüğünün, cahillik ve isteksizliğin ölçüsünün gerçeği bulmanıza engel olmasına, gerçekle yüzyüze gelmenize ve çaresiz, güçsüz olduğunuza inanmanıza ve DU hakkında hiçbir şey yapamayacak durumda olduğunuza sizi inandırmasına müsaade etmeyin. Onlar da zaten buna güveniyorlar.
Çoğu DU metali, metal buharı haline gelir, böylece ilk tahribat gerçekleştiğinde o artık gerçek bir radyoaktif gaz silahıdır. DU silahları nükleer silahlardır. Bunda hiç şüphe yok.
Alok O’Brien, her şeyin yoluna gireceği numarası yapmaya artık daha fazla zaman olmadığına, tüm düşünen ve hisseden insanların ümitlerini ve hayallerini birleştirmeleri gerektiğine ve bu insanların dünyayı ve doğuştan kazanılan haklarını çok geç olmadan geri istemeleri gerektiğine inanan bir yazar ve editördür.
Referanslar
· Depleted uranium: Dirty bombs, dirty missiles, dirty bullets, by Leuren Moret
[url]www.sfbayview.com/081804/Depleteuranium081804.shtml[/url]
· Depleted Uranium Shells, The radioactive Weapons; Perpetuation of War Damage by Radiation (PDF) - Prof. Katsuma Yagasaki Professor of University of the Ryukyus.
[url]www.uraniumweaponsconference.de/speakers.htm[/url]
Discussion on DU in Australian Senate, June 2003
[url]www.traprockpeace.org/rokkeaustralijune03.html[/url]
US Nuclear policy and Depleted Uranium:Testimony at the 28/6/2003 International War Crimes Tribunal on Afghanistan, by Leuren Moret.
[url]www.uraniumweaponsconference.de/speakers/moret_text_uspolicy_en.pdf[/url]
Deplted Uranium 101, by Glen Lawrence.
[url]www.myweb.brooklyn.liu.edu/lawrence/duproject/cwpaper.htm[/url]
Shoalwater Bay Photos, US Navy website,
[url]http://www.c7f.navy.mil/ts05/index.htm[/url]