-
Siyanür üzerine...
(Daha once baska bir yerde yazilmistir. )
Almanya’dan izlenimler – 1
Mevcutta dogaya yeniden kazandirma konusunda “staj” icin bulundugum
Almanya’da gorduklerimden en ilginc buldugum konuyu sizinle paylasmak
istiyorum.
Aralik ayinin ilk haftasinda, ilgili buyuk madencilik sirketinin
“rekultivasyon” biriminin siradan gezilerinden birine katildim. Yetkili
(biyolog) kendi teftisini yaparken bir yandan da firsat buldukca bana
bir seyler gosteriyor, bir seyler acikliyordu.
Gezinin ortasina dogru yolumuz, yapay goller bolgesine dustu. Bu goller;
ocaklar kapatildikca, yerel halkin da beklentileri dogrultusunda kimi
zaman yaban hayatinin yerlesmesini tesvik etmek amaciyla, kimi zaman da
insanlarin eglence, balikcilik, vb. amacli kullanimlari icin
tasarlanmis.
Bu gollerden birine dogru yol alirken sirket yetkilisi, siyanur golune
dogru gittigimizi soyledi. “Siyanur golu” tabirinin surc-u lisan
olabileceginden suphelenerek cok tepki vermek istemedim ama
tepkisizligimden donup bana bakan yetkili, “Evet, dogru duydun, siyanur
golu” dedi.
Linyit ocaklarinin dogaya yeniden kazandirilmis alanlarinda siyanurun
isi ne?
Olayin tarihcesi kesin olarak bilinmemekle birlikte tahminler o yonde
ki, 1950’li yillarda yakindaki bir altin isleme tesisi (fabrikasi?)
omrunun sonuna gelince demonte edilirken yikim malzemesi, kapatilan
ocakta depolanmistir. Buraya kadar her sey guzel, kabul edilebilir. Asil
bilinmeyen ise, isletmede kullanilan artik siyanurun akibeti. (Sozde
cevrecilere not duseyim: evet, siyanur altin islemenin ileri
asamalarinda, mesela kuyumculukta da kullanilmaktadir. Mesela Istanbul,
mesela lavabo, mesela sehir sebekesi.) Gunumuzde gerek mevzuatla,
gerekse yonetim standartlariyla sirketler dokumantasyon yapar,
isletmelerini kapatirken bu gibi kimyasal maddelerini veya tehlikeli
malzemelerini, bertaraf icin lisansli isletmelere devreder. 1950’li
yillarda bu bilinc ne gezer? (Turkiye’nin sozde cevrecilerinde de hic
gezmedigi icin sayelerinde magarada yasayip at binmedigimiz kalacak
yakinda.) Muhtemelen varil varil siyanur de insaat yikim malzemelerinin
arasinda yeraltinda depolamaya gonderilmistir – tahminler bu yonde yani.
Bu bilgi mevcut olmadigi icin, ilgili sirket uc-bes yil oncesine kadar
boyle bir konudan haberdar degildir. Tesisin atiklari, ustu
kapatildiginda tarim arazisi olarak halkin kullanimina sunulacak alanda,
kot olarak goller bolgesinden yukarida depolanmistir. Siyanurlu gol ile
bu yukselti arasinda irili ufakli baska minik goller bulunmaktadir.
Yetkili biyologun bana anlattiklarina gore yillarca o alana en yakin
golde balik, su bitkisi, vs. diger goller kadar basarili gelismemektedir
ancak yapilan olcumlerde bunun icin bir sebep de tespit edilememektedir
– cunku olcumu yapilacak maddeler arasinda siyanur yoktur. Gelin gorun
ki bir gun rastgele “Hadi bir de siyanure bakalim” denir ve yuksek
konsantrasyonda siyanur saptanir. Alarm durumuna gecilir ve resmi
kurumlar bilgilendirilir. Yurutulen tahminlere gore tarim arazisinin
altindan siyanur sizmaktadir.
Olayin vehametinin ne boyutta oldugunun anlasilmasi icin ek calismalar
yapilir. Siyanur konsantrasyonunun olumcul olmasi icin, bir kucuk
cocugun gole dustugu takdirde uc litre su yutmasi gerektigi belirtilir.
(Ben sicak bir gunde su cussemle 3 litre su icmekte zorlanirim.) Bunun
yaninda tarim arazisinde yetistirilen seker pancarlarinda siyanur icin
laboratuarda analiz yaptirilir. Seker pancarlarinda kayda deger miktarda
siyanur bulunur. “Amanin, felaket, bu alanda tarim yapilmaz, her seyi
durdurun!” diye panik hali alinir. Sonra aralarindan yasca buyuk olan
calisanlardan biri, “Bir dakika, siyanur bazi tarim urunlerinde dogal
olarak bulunan bir madde degil midir?“ der ve baska bir alanda
yetistirilen pancarlarda siyanur icerigi analizi yaptirilir – ve bu
pancarlarda siyanur seviyeleri DAHA DA yuksek cikar.
Tarim arazisinin herhangi bir tehlike teskil etmedigi anlasilinca,
dikkatler bu defa gole geri doner. Nereden nereye bakacaklarini
bilemedikleri ve tarim arazisini tamamen kaldirip altindaki atiklara
bakmanin pek gercekci olmadigini bildikleri icin, sizintidan kaynaklanan
etkinin azaltilmasi icin nelerin yapilabilecegine odaklanirlar. Tarim
arazisi ile siyanur golunun arasindaki minik goletlere cakil dokulur ve
bu sekilde akinti yavaslatilir, toprak suya doyar ve sazliklarin
buyumesi tesvik edilir. Sazliklar dogal olarak siyanuru metabolize eder
ve bunun devaminda gole akan siyanur miktarinda azalma olur ve golde
seviye dustugu gibi o golu diger gollere baglayan akarsuda siyanur
seviyesi, makul sinirin altina duser. Bunun her asamasinda da Alman
resmi kurumlari yetkilileri mevcuttur ve uygulama bu sekli ile kabul ve
onay gorur.
Medya mi? Dikkate bile almaz. Almanya’daki sozde cevreciler mi? “Bunca
resmi kurumun arasinda sansasyon yaratamayacaklarini bildikleri icin
giklari cikmadi. Zaten kendilerine herhangi bir konuda cozum icin destek
talebinde bulundugunuzda da ellerinden bir sey gelmez“ der beni gezdiren
kisi. Anlasilan “o millet” her ulkede ayni.
Simdi boyle bir sey Turkiye’de olsaydi, bizim sozde cevreci takimi
bayram etmisti. Elde ettigi ne? Sansasyon ve elinden baska bir sey
gelmemesi.
Not: Bu mesaj Sn. Filiz Toprak Hanım'ın yazısıdır..
-
re:
“Bunca
resmi kurumun arasinda sansasyon yaratamayacaklarini bildikleri icin
giklari cikmadi.
İşte sanırım Onca resmi kurumun bizde gerçekten resmi olmaması ve olayla ilgili kamuoyuna yeteri kadar kısa sürede bilgi aktaramaması...
Ülkemizde Madenlere yeterince değer verilmemesinden kaynaklanan birşeydir ki hala MİGEM Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı bir genel müdürlük. Oysaki kendi başına bir bakanlığı gerektiren bir yoğunluk var üzerinde...
Zaten herşeyi geçtim Vizyonu eksik hemde çok!!!